en_US
en
off
Mobile View
Desktop View

OKULÖNCESİ EĞİTİM FELSEFELERİ

J.J. ROUSSEAU
1509

J.J. ROUSSEAU VE EĞİTİM FELSEFESİ

İsviçre doğumlu, Fransız eğitim filozofudur. 

Rousseau çocuklarına fazlasıyla kol kanat giren ailelere karşıdır. “Kimi anne-babalar yalnızca çocuklarını nasıl koruyabileceklerini düşünürler. Oysa onlara kendilerini nasıl koruyabileceklerini, hayal kırıklıkları ve felaketler karşısında nasıl ayakta durabileceklerini ve hayat karşısında nasıl güçlü olabileceklerini öğretmek gerekir. Çocuğu birazcık kendi haline bırakmak, abartılı bir ilgiyle onu boğmaktan kaçınmak gerekir. Çocuk istese de istemese de acıyla tanışacak ve bu deneyimler onu kuvvetlendirecektir. Örneğin, çocuklar hasta olmayı da bilmeliler. Bizi yoran ve bitkin düşüren sadece hastalığımız değil, hastalığa tahammül edemeyişimizdir. Bu nedenle sabırsız, endişeli ve korkak davranırız.” 

Rousseau, çocuklarınız ağlayınca telaşlanmayın, der. Çünkü ağlayan çocuk kendisini kuşatan dünya ile iletişim kurmaya çalışmaktadır. Ağlamalar çocuğun sosyalleşme yolundaki ilk adımıdır. 

Rousseau, annelere ve öğretmenlere şöyle seslenir: Çocuğu kurallar içinde boğmayın. Örneğin, yemeğini ne zaman yemek istiyorsa o zaman yesin. O mekanik bir aygıt değildir ki hayatı dakikalarla düzenlensin. Onun hayatı ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir. 

Siz bebekliğinden itibaren çocuğunuzla nasıl konuşursanız o da sizinle öyle konuşacaktır. O nedenle çocuğunuzla bol bol konuşmanız iyi olur. Çocuğun yürümesini ve ilgisini çeken şeylere dokunmasını da teşvik etmek gerekir. Böylece kendisinden başka cisimlerin de var olduğunu öğrenir. Yürüyüp yoruldukça istediklerine ulaşmak için çaba sarf etmesi gerektiğinin farkına varır. 

Anne- babalar çocuklarının bir hizmetçisi olmaktan vazgeçmelidirler. Doğal olarak onlara yardım etmeli, gerek zeka gerek kuvvet bakımından maddi ve manevi ihtiyaçları giderilmeli, iyi bir eğitim vererek eksik yönlerini tamamlamaları sağlanmalıdır. Çocuklar ihtiyaç duydukları her an bizi yanlarında bulacaklarından emin olmalıdırlar. Fakat çocuklara yapılan yardımlar akılcı ve gerekli yardımlar olmalıdır. 

Yetişkinler gereksiz bir arzuya yol açacak davranışlardan kaçınmalıdırlar. Yani çocuklara gerçek anlamda özgürlük verip az hükmetmek, baskıcı ve aşırı korumacı olmaktan vazgeçip kendi kendilerine iş başarmalarına olanak vermek ve son olarak da başkalarına boyun eğen bir kişiliğe sahip olmalarını engellemek şarttır.